Merhaba sevgili takipçilerim. Uzun karantina günlerini geride bıraktık, hayatımızı normalleştirmeye çalıştığımız şu günlerde artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok da bilmeden kelimenin tam anlamıyla akıl sağlımızı korumaya çalışarak, kaldığımız yerden devam etmeye çalışıyoruz 😬

Geçen yazımda sizlere az çok karantinadaki hayatımızdan bahsetmiştim. Aslında karantina dönemini sevmeye başlamıştım sanki 🙈 Günümün 3/4’ünün mutfakta geçmesine, yemek yapmaya falan alışmıştım :)) Bulaşık makinesi ile özellikle çok özlüyoruz birbirimizi, günde 3 kez doldur boşalt, kolay mı ayrılmak ! ?

Kekler, kurabiyeler, hayatımda hiç yapmadığım glutensiz lahmacun, pide hatta dondurma yapma gibi aktivitelerim oldu. Bir defasında dondurmaya şeker koyacağıma yanlışlıkla 1 bardak tuz koymuşum ! Tadayım dedim neredeyse kusuyordum 😃 Ama olur o kadar, mazur görünüz aklımdan aynı anda geçmekte olan onlarca şey var…Kafam biraz karışık olabilir ! Bu 2,5 ay bana + 2 kilo olarak geri döndü 🙂 Ancak çok azimliyim, kendime adım sayar akıllı bileklik aldım; her sabah saat 6-7 arası yürüyorum. Temiz hava iyi geliyor. Tavsiye ederim 🙂

Yaklaşık 2,5 ay 4 kişi tam anlamı ile kendimizi eve kapattıktan sonra, Mayıs ayı ortalarında Ariel işine geri döndü. İzolasyonumuz 1 Haziran itibari ile benim de işime dönmek zorunda kalmam ile son buldu.

Bu sürece Nitsa’nın LGS hazırlığı damga vurdu. Biraz yorgunluk, bol miktarda heyecan, oldukça stres…Nitsacım sabah gözünü testle açtı gece testler üzerinde uyuyakaldı. Cumartesi dahil her hafta 3-4 kez deneme sınavları; bitmeyen ödevler, bir yandan online dersler…Öte yandan ablasına rahat vermeyen küçük bir haydut….Epey stres yaşadı bizim kız. Buna rağmen kan şekerlerimiz genelde kontrollü gitti, tabii ki normal olarak istisnalar da oldu.

Uzaktan eğitim sürecinde olduğumuz halde, okulumuz bu dönemde her öğrenci ile tek tek ilgilendi, destek oldu. Zoom üzerinden toplantılar yapıldı ve her konuda bilgilendirme sağlandı, teşekkür ederiz. 🙏

Diyabetli olması sebebi ile, sınav sırasında cihaz, atıştırmalık ve benzeri şeyleri yanına alabilmesi için normal prosedüründe bizim başvurmamız gereken kurumlara okul kendisi başvurdu ve MEB’den onaylar alındı.

Buna göre diyabetli öğrencilerin yanlarında her türlü diyabetle ilgili malzeme ( glukometre, pompa, sensör, insulin vs) ve hipoglisemi riskine karşı meyve suyu ve atıştırmalık bulundurma, ayrıca olası hiperglisemi durumunda gerek olursa, sınav sırasında tuvalete gidebilme izinleri oldu.

Ve büyük gün, 20 Haziran geldi çattı. Bir iki gün önceden pompa üzerinden set değişim tarihini, sensör bitiş gününü ve saatini kontrol ettik. Sınavdan bir gün önce seti değiştirdik. Sensör’ün henüz zamanı vardı onu ellemedik. Geceden çantamızı hazırladık.

  • Glukometre-strip-parmak delici
  • Yedek insulin ve 3-5 adet iğne ucu
  • Yedek pil, hem pompa için hem de glukometre için
  • Bir iki adet Glukoswap ( alkollü mendil)
  • 2 kutu meyve suyu
  • 1 parça ev yapımı kek
  • 1 muz ( bunu abarttım)
  • 1 adet Züber, doğal meyve tatlısı bar ( buna hiç gerek yoktu )
  • Diyabet raporu
  • Kalem-silgi -kalemtraş
  • 2 adet etiketi çıkarılmış pet şişe su ( bu tüm çocuklar için geçerli idi)

Sınavın yapılacağı cumartesi sabahı; hem sokağa çıkma yasağı sebebi ile, hem de okuldan “tek ebeveynle gelin” çağrısı üzerine sabah 8 de Nitsa ile ben, erkekleri evde oyun oynamak üzere bırakarak, tek başımıza okulun yolunu tuttuk.

Okulun kapısında sosyal mesafeyi korumak adına kaldırımda işaretlemeler yapılmıştı, çocuklar bu işaretlemelere göre sıralanarak okula giriş yaptılar. Biz velilerin okula giriş izni zaten yoktu. MEB gözetmenlerinin Nitsa ve diğer şekerli kızımız Karla’nın durumundan haberdar olmaları sayesinde kızlar çantaları ile rahatlıkla içeri girdiler. Tabii ben o heyecanla kimlik kartını Nitsa’ya vermeyi unutmuşum, Nitsa’yı önce içeri almadılar, baktım içeriden el sallıyor falan, eyvah dedim, ne oluyor ! meğer kimliğini istiyormuş benden 🙈😬

Açık söylemek gerekirse, bu sınavla ilgili hafta başında epey çekincelerim vardı. Sosyal medyada dolaşan videolar; korona konusunda alınacak olası risk beni çok korkutmuştu. Her zamanki gibi; sevgili Şükrü bey devreye girdi; adamcağız onca işinin arasında beni aradı, neden korkmamam gerektiğini anlattı. Bir kez daha Tip1 diyabetli çocukların farklı bir riski olmadığını hatırlattı. Ne diyebilirim….minnetarım 🙏❤

Çocuklar sosyal mesafe kurallarına uygun sınava girdiler girmesine de; biz veliler sınavı geçememiş olabiliriz. Okulun yakınındaki parkta maskelerimizle oturup beklerken polisler hani sosyal mesafe deyince 🙂 ki sonra parkı kapattılar….biz de civardaki açık olan kafelerden birinde oturup bekledik…Çay kahve içerken maskeler çıktı tabiii 😞 Bu yeni normal işi pek de zormuş…Özlediğin arkadaşlarınla kucaklaşmak koklaşmak falan da yasak…

İtiraf ediyorum 2 hafta önce, 4 aydır görmediğim en yakın 2 arkadaşımla görüştüğümde azıcık sarıldık 🙈 Ya bir de işe başlayınca işyerindeki en yakın arkadaşım Eylem’le de sarıldık sanki…..neyse kimse görmedi sorun yok.

Sınava geri dönelim; sınavın çıkışında çocukları tek tek kapıdan çıkarırlarken bizler de hepsini tek tek alkışladık 🙂 duygulandı benim fazla şeker….Anlattığına göre sınav esnasında kan şekeri ile ilgili bir sorun olmamış başlarda 190 larda imiş….2. oturumun başlarında 130 ve düşüş trend okunu görünce, dikkati dağılmasın diye bir şey yemek yerine, sınav esnasında pompada geçici bazal ayarı ile insulini çok azaltmış ve sonrasında pompa düşük öncesi duraklatmaya geçmiş. Sınav çıkışında 80 civarı kan şekeri ile gayet iyidi. Kendisine de söyledim; akıllıca davranmış, harika idare etmiş. gurur duydum. 💕

13 Marttan beri evde kapalı kalan, ailelerinden başka kimseyi görmeyen, LGS hazırlık sürecini online zoom üzerinden sürdüren; mezuniyetlerini bile online kutlayan bu çocukların hepsi aslında büyük bir alkışı hakketti.

Ne diyelim hepsinin gönlünce olsun; sağlıkları yerinde olsun.. bu süreç hepimize her şeyin başı sağlıktır sözünü tekrar hatırlattı.

Hepinize keyifli, sağlıklı, koronasız günler dilerim. En kısa zamanda “kucaklaşmak” dileğiyle….💕

Sevgiler

3 silahşörler