Herkese merhaba. Biliyorum bu kez çook uzun bir ara oldu. Baktım da 3 aydır bloğumun başına oturmamışım. Şimdi size vaktim yoktu, elektrik kesildi, internet gitti falan diye bahaneler bulmak yerine; ilham gelmedi zaten keyfim de yoktu desem daha uygun olur. 🙈

Corona ile yatıp corona ile kalkıyoruz; Ronen arkadaşları ile okulda “mikrop bulmaca” oynuyor, Çin’i seçen kaybediyor. Nitsa dezenfektanlarla dolaşıyor; Ariel şu günlerde hayatında hiç ellerini yıkamadığı kadar yıkamıştır heralde 🙂 Lise whats app grubumuzun adı bile değişti; başlığa “Corona” ekledik 😂 ; Ben mi? ben klasik; her zamanki gibi; dışı seni yakar içi beni modundayım….Ara tatilde, yurt dışında yaşayan ailemi ziyaret planımız ve bayramı beraber geçirme hayallerimiz suya düştü, ( Nisan ayında hamursuz bayramımız var; bu yıl annem babamla olmayı hayal etmiştim😞 )

Biletleri açığa aldık ( neyse ki Pegasus ceza almadı); onları ne zaman görmeye gidebiliriz hiç belli değil….Ülkeler birer birer sınırlarını kapatıyorlar….Zincirler var sanki bedenimde; uçmak istiyorum biri tutuyor…Kendimi sanki bir Hollywood bilim kurgu filminde hissediyorum; dünyayı esir almış bir virüs; bakanlar, devlet başkanları, ünlüler…her gün her saat yeni bir haber…

Yalnız bizim gibi diyabetli çocuk aileleri değil bütün aileler haklı olarak endişeli. Biz belki bir tık daha fazla…Veli grupları epey hakaretli, herkes şaşkın…Genel olarak her kafadan bir ses çıkıyor…

Dün akşam işten eve geldiğimde Nitsa’yı öksürüp aksırırken buldum. Neyse ki ateşi yok. Bir gece önceden de boğazım gıcıklanıyor demişti. Eyvah; sosyal medyada onlarca tablo dolaşıyor, soğuk algınlığı ile Covid farkı vs….Tablolara bakıyorum aklıma yatmadı..ama bir yandan da evhamlanıyorum işte; böyle durumlarda Nitsa’ya “Anne olunca anlarsın” derim. Annem de bana öyle derdi 🙂 bu kez demedim, çünkü Nitsa “Ne diye endişeleniyorsun?” demek yerine benim endişemi hissetmiş olsa gerek korkmaya başladı. “Corona mı oldum? ” diye geziniyor !! Tabii ki ne yaptık; canımız Şükrü hocamıza mesaj attık 🙂 Benzemiyor Corona’ya dedi. 1-2 saat sonra da “Corona ile ilgili ailelerin bilmesi gerekenler” adında Yale Üniversitesinde yayımlanmış bir makale yolladı. Linkini aşağıya bırakıyorum. Ve bu bilgileri sizlerle paylaşmam için de bloğumda makaleden bahsetmemi istedi 🙂 Ben de her gece yatmadan önce kendime uyguladığım sistemi Nitsa’da denedim; ballı zencefili yedirdim, konuyu kapattık :)) 🙄 Zencefil yediğim zaman hasta olmayacağıma inanıyorum :))) Var böyle garip huylarım…

Gelelim makaleye; tıp insanı değilim; anladığımı özetlemeye çalışacağım;

Makalede biz anne babalar için çok iç ferahlatıcı cümleler var. Şükrü bey bu yazıyı bana rahat uyumam için göndermiş olsa gerek 🙂

Hepimizin artık ezberlediği gibi Covid-19; solunum yollarını enfekte eden, insandan insana geçen bir virüs. Yazıda der ki; çocuklar bu hastalığı büyüklere oranla çok daha hafif atlatıyorlar ve ciddi tablolar oluşmuyor. Muhtemelen virüsü alsalar bile, fark etmeden geçirdikleri oluyor. Ya da hiç bu virüse maruz kalmıyorlar, kalsalar da enfeksiyona sebep olmuyor. Bugüne kadar 0-9 yaş grubunda bildirilen bir ölüm olmadığı gibi; yetişkinlere oranla daha az hastane öyküsü olmuş. Bu hastalık; sürekli bizlere de söylendiği gibi yaşlı ve arkasında farklı sağlık problemleri yatan insanlarda tehlike arz ediyor.

Peki çocuklar için ne gibi önlemler alınmalıdır?

El yıkama, el yıkama ve el yıkama diyor doktor…çocuklar gün içinde ellerini sürekli ağızlarına burunlarına götürmeye meğilli olduklarından bu çok önemli. Ayrıca yüzeylerde virüsün ne kadar yaşayacağı henüz bilinmiyor olsa da temizlik, dezenfektan kullanımı da oldukça önemli.

Çocuklarınızı hasta kişilerden uzak tutun, çocuklarınız her hangi bir hastalık belirtisi gösterdiğinde de aynı şeyi yapın. Okulların açık olduğu zamanda; belirti görürseniz okula göndermeyin. Ancak yaşlılarda da risk büyük olduğundan büyükanne büyükbaba bakımını da düşünmeyin. Çalışan anneler ne yapsın sorusu ayrı bir blog konusu olur 😬

Benim anladığım; en ufak bir öksürük aksırıkta endişenip hastaneye koşmamıza gerek yok. İyi gözlemleyelim; yüksek ateş durumunda elbette doktorumuza danışalım. Ama Corona’dan önce de çocuklarımız hasta oluyordu..paranoya yapmayalım. Hazırlıklı olalım, uyanık olalım ve el yıkamaya hijyene önem verelim; yaşlılardan uzak tutalım…

Gelelim Tip 1 diyabetli kuzularımıza….Ben başta olmak üzere hepimizin aklında acaba bağışıklığı daha mı zayıf, daha mı kolay yakalanır; takviye vitamin verelim mi diye deli sorular….Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Diyabet ekibinin biz endişeli aileler için hazırlamış olduğu mesajı olduğu gibi paylaşıyorum; İşte bu soruların cevabı;

Tip 1 Diyabet ve Coronavirüs (COVID19)

Değerli ailelerimiz
Ülkemizde coronavirüs pozitif vaka saptanmasının ardından sizden aldığımız çok sayıda mesaj ve soruya cevap olması bakımından kısa bir bilgilendirme notu hazırladık. Öncelikle hatırlatmak isteriz ki bu süreci ‘’paniğe kapılmadan’’ fakat gerekli önlemleri de alarak yönetmeliyiz.
En önemli 3 uyarı:

  1. Paniklemeyin
  2. Ellerinizi yıkayın
  3. Hastalık günlerinde diyabet yönetiminin gereklerini unutmayın

Çocuğunuzun tip 1 diyabetli olması COVID19 enfeksiyonuna daha kolay yakalanma veya hastalığı daha ağır geçirme riski oluşturmaz. Zaten COVID19 enfeksiyonu çocuklarda erişkinlere göre daha seyrek görülmekte, görülse bile hastalık çocuklarda daha hafif seyretmektedir.
İlgili kurumlardan resmi bir açıklama yapılmadığı sürece çocuklarınızın okula gitmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.
Hastanemizde yapılacak olan sağlık kontrollerinde çocuğunuzun enfeksiyona maruz kalma riski diğer kalabalık ortamlara kıyasla daha fazla değildir. Kurumumuzda hali hazırda COVID19 pozitif hasta bulunmamaktadır.
Coronavirüs asıl olarak solunum yollarını etkileyen bir virüstür. Hastalığın bulguları arasında ateş, öksürük, burun akıntısı, nefes darlığı, boğaz ağrısı ve ishal bulunmaktadır. Virüs, hasta bireylerden öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçılan damlacıklarla ve hastaların kontamine ettiği yüzeylerden (göz, ağız, burun mukozasına temasla) bulaşabilir.
Hastalığa yakalanmamak için en önemli tedbir sık el yıkamak (en az 20 sn), ellerin ağız, burun ve gözlere götürülmemesidir. Maskeler sağlıklı kişileri korumaktan ziyade hastalığın bulgularını taşıyan bireylerden etrafa virüs yayılımını kısıtlar. Bu nedenle hastalık şüphesi olan bireylerin maske kullanmaları önerilir. Öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağızın tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda dirsek içinin kullanılması, hijyen önerilerine dikkat edilmesi, mümkünse kalabalık yerlere girilmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağzın ve yüzün kapatılması, mümkünse tıbbi maske kullanılması önerilir. Yolculuk dönüşü 14 gün içinde ateş, öksürük, solunum sıkıntısı gelişirse sağlık kuruluşuna başvurmaları ve seyahat öyküsünü bildirmeleri gereklidir.
COVID19 enfeksiyonunun özel bir tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi semptomatik olup, bağışıklık sistemini güçlendirdiği öne sürülen besin takviyelerinin kanıtlanmış bir yararı bulunmamaktadır. İyi beslenmek, yeterli uyku, stresten uzak kalmak bağışıklık sistemini en çok güçlendiren unsurlardır. Hastalık şüphesi olması halinde diğer hastalık günlerinde olduğu gibi daha sık kan şekeri ve keton izlemi yapmak, sıvı alımını arttırmak, kan şekeri seyrine göre gerekirse insülin dozlarını arttırmak gerekir. (Bkz tip 1 diyabette hastalık günleri yönetimi.)
Sağlıklı günler dileriz.

Koç Üniversitesi Hastanesi, Çocuk Diyabet Ekibi

Sevgili takipçilerim; hepimize bol sağlıklı, Corona’sız, paranoyasız günler dilerim. Umarım en kısa zamanda bu kabustan kurtuluruz..

Sevgiler

kaynak: https://medicine.yale.edu/news-article/22996/