Merhaba sevgili takipçilerim. Hikayemizde günümüze kadar geldik…..Aklıma geldikçe, hayatımızda yeni heyecanlar vuku buldukça, ki biz diyabetli çocuk aileleri için hayat her zaman sürprizlerle doludur; yazmaya devam edeceğim…

Eylül, Ekim derken, koskoca Kasım ayını da geride bıraktık….biraz tatil, biraz çalışma, Nitsa’nın ergenlik ve LGS yarışının aynı seneye denk gelmesi bir de üstüne diyabetimiz ve yaşadığımız “tatlı” sürprizlerle veda ediyoruz Kasım ayına.

Son zamanlarda teknik aksaklıklar çok oldu; fark ettiğimiz, edemediğimiz set tıkanmaları, sensör kaynaklı yanlış ölçümler bizi çok zorladı.

Bugün size iki küçük hikayem var; yazmadım yazmadım bugün 2 hikaye birden yazasım geldi; Geçen yazımda anlattığım set tıkanma hikayesinin benzerleri….Dikkatli olup, iyi gözlem yapalım amacı ile yazıyorum…

Hikaye 1

Bir kaç hafta evvel, bir salı sabahı, saat 8.30 civarı olsa gerek, iş yerine varmak üzereyim; evimizden araba ile 20 km…; Nitsa aradı. Eyvah dedim bir şey oldu; normalde bu saatte derste olmalı ve telefonu da müdür yardımcısına teslim edilmiş olmalı…Ağlamaklı bir sesle, “Set tıkandı, insulin akışı bloke mesajı çıkıyor” dedi. Ufak bir parantez; sabah okula gitmeden seti değiştirmişti. Bilmeyenler için özetlemem gerekirse; vücuda insulin gitmiyor; 1-2 saat içinde ibreler yükselmeye ve tehlike çanları çalmaya başlayacak. Çantasında her zaman yedek insulin kalemi ve iğne var ama; bütün gün idare edemez. Hemen kalemle bir miktar insulini kolundan uygulamasını ve bir süre sonra kan şekerini kontrol etmesini söyledim. ( asla ünite bilgisi paylaşmıyorum; bu konuyu diyabet ekibinize sorunuz).

Bir yandan otoyoldayım, TEM’de gidiyorum nereden dönsem, dönsem mi? Dönsem ne kadar sürer, eve dönüp yeni set malzemelerini alıp okula bırakmam gerek….Şu anda navigasyona da bakamıyorum, sağa mı çeksem? sola mı çeksem? yok o olmuyordu değil mi? Off kafam çok karışık. Toparlayamıyorum….Nitsa telefonda ayrıca..Beynim çalışıyor çalışıyor doğru cevabı bulamıyorum…”Nitsa kapat telefonu”, dedim “Düşünemiyorum”. “Bekle”. İlk sapaktan çıktım, navigasyonda evi buldum; Trafik var 45 dakika gösteriyor. 10 dakika da evde oyalansam, evden de okula 20 dk sürse… tamam 1,5 saat içinde okuldayım. Ariel’i aradım, onun 1.5 saatte bu operasyonu bitirmesi teknik olarak mümkün değil.

Saat 10 civarı okulda oldum; seti değiştirdik; tekrar iş yerine döndüğümde saat 11 civarındaydı…Taaruz atlatıldı….Adrenalin dolu bir günden hepinize merhaba; bu arada okulda haydut Ronen’e de rastladım; ödevlerini özenli yapmıyor diye şikayete geldim sandı 🙂 Korksun biraz iyidir 🙂

Hikaye 2;

Bu hikaye çok taze; geçen geceden….

Bir süredir Nitsa’nın kan şekerleri biraz dalgalı ve zaman zaman yüksek gidiyor. Geçen hafta tatilde idik; biraz da dengesiz beslenmiş olabilir. Ancak bu hafta da zaman zaman anlam veremediğimiz bu yükseklikler devam etti. Yüksek kan şekerinden kastım 250’nin üzeri….

Çarşamba günü saat 19.00 civarı eve geldim; “Yine yüksek” dedi Nitsa. 280’lerde….ne yedin falan diye sorgularken; bakıyorum gerçekten insulin girilmiş. Hasta mı olacak acaba, niye sapıttı yine bu kan şekeri diye de içimden saydırıyorum…

Yemek yedik; düzeltmesini ve karbonhidrat bolusunu önceden yolladı. Bu arada sensör sürekli güncelleme veriyor, zamanından önce; yani ölçüm yapmıyor. Biraz da onun etkisi galiba gün içinde hep olduğundan düşük gösterip duraklatma yapmış; yani boş yere insulini kesmiş…

Yemek sonrası; saat 22.00 civarı; çok uykum geldi yeni sensörü takıp yatmak istiyorum hemen, Nitsa’nın sınavı var ders çalışıyor. “Parmaktan ölç, öyle yatayım” dedim. Ta taaaa 330 !! Hemen düzeltme bolusu yolladık. 45 dakika-1 saat arasında düşmeye başlaması lazım. Sensör ölçüm yapmadığı için henüz ( yeni sensör takıldıktan sonra yaklaşık 2 saat ısınma süresi var), uykuya dalmam hayal oldu..Ariel ayakta gerçi ama, ne bileyim bilinçaltım izi vermiyor, uykuya dalamam… Düştüğünü görmem lazım. Şu bilinçaltı var ya….bu ara kendisi ile pek haşır neşir olduk…ama ben kazandım onu söyleyeyim…

Netflix’ten bu ara heyecenla izlediğim Fi dizisini açtım, bari biraz seyredeyim hazır ev sessiz, Roniş de uyuyakalmış…Anlatıldığı kadar iyimiş…kitabını okumamıştım , dizide Ozan Güven’in oyunculuğuna hayran kaldım…

Aradan 1 saat geçti; saatlerimiz 23.00 ü gösteriyor; “Nitsaaaa, kan şekerini ölç” dedim. Ve glukometremiz 450‘yi gösteriyor. Ariel de hemen fırladı. Evde bir panik havası ama ikimiz de birbirimizden artist, kimse korktuğunu belli etmiyor. Nitsa ağlamaklı, “korkuyorum” dedi. “Korkma, ben buradayım” dedim her zamanki gibi…”Anne, paniksin işte anlıyorum, benden saklayamazsın” dedi.

Seti değiştirelim, her ne kadar uyarı vermese de belki sorun vardır …Ve yeni seti farklı bir bölgeye; bacağına taktık. Whats app tan mesaj geldi; DİYAÇEV grubumuzdan; Şükrü bey bir şeyler paylaşmış. Yaşasın dedim içimden; henüz yatmamış, online. Hemen başladım yazmaya; durumu izah ettim. “Bir saat içinde düşmeye başlamazsa kalemle insulin verin” dedi.

Tam bu noktada sormanız gereken bir soru var; “Keton baktın mı?”, tabii ki. 0,6 ( şimdilik tehlike yok ama yükselme başlamış).

Bir saat daha dizi seyredeyim ne yapayım beklemekten başka çare yok. “Sen yat” dedim, “Yarın sınavın var, o iş bende, ben kontrol edeceğim sık sık”

O da panik, uyuyamıyor.. neyse yatağa girdi.

Saat 23.50 civarı, tekrar ölçüm zamanı, hazır mısınız? 480 !! uzun yıllardır böyle bir değer görmemiştik. Hemen kolundan …ünite insulin verdik. Keton 0,7 oldu.

“Gidiyoruz” dedim. Bu sefer düşünme payım yok. Bir sonraki ölçümü 500 görme ihtimalimiz var. 10 dk içinde Amerikan Hastanesinde oluruz. Pijamalarımı çıkardım hemen giyindim; Nitsa ağlıyor gibi. “Çorap giy bir de kazak, pijaman kalsın ” dedim. Babası da çantaya koymak üzere bir yandan keton çubuklarını, glukometreyi falan hazırlıyor. “Durun, dedi, “çıkmadan bir daha ölçelim” 430

Aa düşmeye başladı ! Demek yeni set takınca düşüş başladı. 15-20 dakika içinde 400 ün altına indi. Nitsa geri yattı. Ben Fi’nin başına döndüm. Saat 1.00 ; kıyafetlerimi çıkarayım bari artık tekrar pijama giyebilirim; 300’ün altındayız. Sabaha kadar toparlar…

Bir saat ara ile alarm kurdum; sabaha kadar 170’lere indi.

Toplam 1-2 saatlik bölük pörçük uyku ile sabah “gayet dinç” bir şekilde kalktık.

Hayat devam ediyor. Çocuklar okula; biz işe….

Sonuç; Büyük ihtimalle bir süredir setleri hep aynı bölgelerde kullandığı için ( bel arkası) o bölgelerde insulin emilimi azalmış. Yeni seti bacağa takınca hemen düşüş başladı. Rotasyonu ihmal etmeyelim.

“Herkesin bir sınavı var bu hayatta, ama senin sınavın çok başka” dedi çok sevdiğim eski bir arkadaşım …”Doğru,” dedim, “Ne yapalım alıştık biz, bu sınavdan kalma şansımız yok…”

Sevgiler