Merhaba sevgili takipçilerim…En sevdiğim ay, Eylül ayı, hızlıca geldi, biraz tatlı,  biraz da hüzünlü anılar bırakarak bir o kadar da hızlıca geçti….Yaş haneme 1 yaş daha yazıldı bu ay, gözüme bir çizgi daha eklendi, anı defterime bir kaç tatlı hatıra daha kaydedildi…Daha fazla arabeske bağlamadan normal halime dönsem iyi olur😁 🙃

Aslında hikayeyi sıralı anlatma kararım vardı ama kararlar bozmak içindir diyerek bugün yine sıralamayı bozup haftasonu başımıza gelen olayı anlatmak istedim. Hazırsanız başlayalım 😊

Cumartesi akşamı normal bir kan şekeri ile yattı bizim kız. Gecenin ilerleyen saatlerinde sanırım 1 civarı olmalı, diiiiit başladı. Bu ara zaten pek uyuduğum söylenemez, uyanıktım, hemen koştum. Yüksek ikazı…250 civarı…parmaktan bakayım dedim 350 gibi bir şey…Bir yandan içimden “kibarca” sensöre söyleniyorum aradaki farka bak diye, bir yandan anlamaya çalışıyorum gece gece niye bu kan şekeri sapıttı diye…neyse biraz da sersemlik hali var. Bolus sihirbazından düzeltme insulini yolladım, yattım.

Arada zaten uyumamışım 1-2 saat sonra baktığımda 180 lerde gördüm. İyi bari düşüyor diyerek tekrar yattım.

Saat sabah 4.30 civarı, diiit başladı. Aslında hala uyanığım, bütün gece uyumamış olmanın ve alarmları yanliz niye ben duyuyorum diye sinir yapmamın da etkisiyle, Ariel’i uyandırdım. “Alarm çalıyor kalk bak” dedim gıcıklığına 😬😊

Kalktı, bir de baktı ki yine 350 lerde. Bolus tuşuna bastı ve diiiit insulin akışı bloke. Tahmin edeceğiniz gibi set tıkanmış, insulin az ya da hiç gitmemiş. Pompaya geçtiğimiz zaman Şükrü bey’in ilk nasihati; “Sette farketmediğiniz bir tıkanma olursa, çok dikkatli olmalısınız, artık vücutta Lantus gibi uzun etkili bir insulin olmadığı icin saatler icinde keton oluşabilir, hele gece saatleri ise ketoasidoza girebilir” 😬

Hemen Nitsa’yı kaldırdık, seti değistirmeye başladı, ben de aynı anda vakit kaybetmemek icin kalemle kolundan insulin yaptım. Yanıltıcı olmamak adına ünite bilgisi paylaşmıyorum. İkinci iş, bu yaz temin etmis olduğumuz keton striplerini buldum, ve kan ketonunu ölçtüm.

1.3 çıktı. Bilmeyenler için tablo şu şekilde; yani normalin epey üstündeyiz…

Peki ek doz girdik, bir de soda verdim. Beklemedeyiz. Hafiften korkuyorum ama dik dur Rina…kız şimdilik sakin, ama benim paniğimi hissederse korkabilir.

Biraz oyalandık falan, geçiçi bazalı da arttırdık. Aradan 1 saat geçti, kan şekeri yükselmesi durdu, artık ketona bakma zamanı. Düşmesi lazım…ta taaa 1,6 !! sınırı geçtik!! Saat 5.45 “diyabet ekibini ara” değerindeyiz. Ben şimdi pazar sabaha karşı bu saatte Şükrü bey’ i uyandırsam adamcağız ne diyecek, insulin gir diyecek, su ver diyecek, düşmezse hastaneye git diyecek….

Nitsa panik; “Anne arasak” dedi. “Bekle” dedim, “Ben buradayım her şey kontrolümde, biraz sonra yine bakarız yükselme devam ederse hastane…” ama korkuyorum yalan yok…

Bunları söylerken bir yandan da aklım zihni sinir projesi kıvamında çalışıyor; maddeleri sıralıyorum;

1) Roniş uyuyor, birimizin evde kalması gerek…

2) Tabii ki hastaneye ben giderim !

3) Aslında Koç üni. Hastanesine gitmek gerek, uzak da şimdi, zaten arabam tamirde, emanet araba var, yollarda korkuyorum. Sabah sabah bu panikle ne gerek var…

4) En iyisi geçen seferki gibi Amerikan Hastanesi, acilden gireriz. 10 dakikada ordayım…

Bütün bunlar aynı anda, 5 saniye icinde aklımdan geçiyor…

Yarım saat tanıyalım kendimize…arada gün doğuyor, biraz balkondan manzarayı seyredelim…

Yarım saat sonra ketonumuz 0.8’e düştü. Hastane planlarını rafa kaldırdık…uykusuzluktan ölüyorum. “Uykum kaçtı ” dedi Nitsa “Bari balkonda test çözeyim” .😶

Saat 6.20; bir geceyi daha uykusuz tamamladık… “Yatıyorum ben uykum geldi” dedim. Saat 8 de Ronen’in “Anneeee acıktıım” diyerek üzerime doğru uzun atlaması ile uyandım. Bu yeni moda, eskiden günaydın der öpücük filan verirdi, şimdi direkt acıktım diye üstüme atlıyor!! Çok şükür 1.5 saat deliksiz uyumuşum🤗

Kıssadan hisse; evde mutlaka ve mutlaka keton çubuğu bulunmalı. Pompacılar; 2 kez üst üste yükseklik hayra alamet değil, aman dikkat☝️

Sevgiler