Merhaba sevgili takipçilerim; söylemiştim bu ara daha sık görüşüyoruz 🙂 Birbirimize iyi geliyoruz… Alıştık da epey, hikaye bitince de ara ara oradan buradan yazar hatırınızı sorarım 🙂

Geçen yazımda insulin pompasına nasıl karar verdiğimizi ve pompaya geçiş sürecini anlatmıştım. Bu yazımda da, devamı olarak, pompanın hayatımızda neleri değiştirdiğinden ve nasıl etkiler bıraktığından bahsedeceğim. Hazırsanız başlayalım 🙂

İnsulin pompasının genel olarak çalışma mantığını anlatmıştım; yediği besinlerin karbonhidrat sayımını yaparak, vücuda doğru insulini verme, yani birnevi erken emeklilik ilan eden pankreasın yapmadığı işi üstlenme..Tahmin edeceğiniz gibi bu iş için karbonhidrat sayımını, yiyeceklerin besin değerlerini çok iyi tanımak bilmek gerekiyor. Bir adım daha ileri gidelim; kafanızı karıştırmak gibi olmasın ama ( kimse bana bu ara kafa karışıklığından bahsetmesin ! ) 😬, sadece karbonhidrat değil, besinlerin yağ oranları da işin içine giriyor; örneğin yağlı yiyecekler kan şekerini hemen değil uzun saatler boyunca yavaş yavaş yükselttiğinden, pompada insulin yollarken “yayma” özelliğini kullanarak gereken insulini saatlere yayıyor böylece bu yüksekliklerin de önüne geçiyoruz. Uzun lafın kısası, besinleri iyi tanımak ve eksik eğitimlerimizi tamamlamak zorundayız.

Bize en büyük avantajı, yemek seçiminde ve saatlerde biraz daha esnek davranabilmek oldu açıkçası. Rutin beslenmeden bahsetmiyorum ama diyabetli olmayan her çocuk gibi ara sıra sınırların dışına çıkabilme özgürlüğümüz oldu. Sinemaya gittiğinde korkmadan patlamış mısır yiyebilme, ya da pizza günü yaptığımızda, tabii ki glutensiz ev yapımı, bendeniz tarafından, kan şekeri saatler sonra 300-400’ü görmeden günü atlatabilme lüksümüz oldu. Bütün bunlar biz diyabetli aileler için ne kadar büyük, oysa ki diyabetli olmayan çocuklar için ne kadar da sıradan şeyler…

Pompayı ilk taktığımız günlerde; sanırım 2. hafta kontrolünde olsa gerek; Ecem hemşiremiz cihazı bilgisayara bağladı dökümünü aldı ( çok ayrıntılı günlük raporlar) Şükrü bey’in yanına gittik. Bu arada okullar da açılmış, bizimki gün içinde yediklerini kendi giriyor, ayarlarla oynuyor falan filan. Bilmeyenler için bir parantez açalım; normalde Nitsa’nın bir öğünü tabii ki yediği yemeklere göre değişir ancak ortalama 25-30 gr. karbonhidrat civarında. Raporu incelerken, Şükrü bey baktı, okul saatlerinde bir ara 2 gr karbonhidrat girilmiş. Sadece 2! 🤔 “Kızım bu ne? ” dedi. “Canım çok çekmişti de 1 tane tek Haribo yedim !! Paketin içindeki adetten arkasında yazan karbonhidrata göre 1 tanesi hesapladım yedim, pompaya da girdim” dedi. Şükrü hocamla birbirimize baktık; bir şey diyemedik….aferin diyebildik ancak gerisini yutuverdik. İşte pompa benim çocuğuma canı çok çektiğinde 1 tane tek Haribo yeme özgürlüğü sağladı. Pompa olmasaydı yiyemez miydi? bence yerdi; ama içi içini yerdi, belki suçluluk duyardı vs..Belki söyleneceğimden korkardı. Belki daha öz güvenli, kendiyle barışık, daha özgür olmasını sağladı bilemiyorum…

Pompa, diyabet yönetiminde gözle görülür bir fark sağladı. Dalgalanmalar azaldı; HA1C değerlerimiz düştü. Kalem kullandığımız dönemde, günde en az 5 kez yaptığımız iğneden de kurtulmuş olduk.

Düşük değerlere erişmeden insulini duraklatma özelliği sayesinde gece hipoglisemileri ve riski azaldı, bu dünyadaki en büyük korkusu gece hipoglisemileri olan diyabetli çocuk anne babaları’nın beni çok iyi anladığını düşünüyorum.

Teknolojinin Tip1 diyabetlilere sağladığı fayda ve kolaylıklarından çokça bahsedilebilir ancak ben somut bir şekilde kendi çocuğumda gözlemlediklerimi anlatıyorum.

Kimi aileler çocuklarında, pompa ile gelen yeme özgürlüğü ile beraber kilo alımı, daha sağlıksız beslenme gibi etkiler gördüklerinden ya da bu korkularından bahsediyorlar. Bizde bu tip bir durum yaşanmadı.

Kimi aileler ise 3 günde bir değiştirilmesi gereken setleri problem ediyor, biraz zorlayıcı buluyor. Küçük çocukları olanlar yerden göğe kadar haklı, bir şey diyemem…Doğruyu söylemek gerekirse bizde bu işi baştan beri Nitsa üstlendi, söylerken utanıyorum ama nasıl set değiştirileceğini unuttum bile. Hep Nitsa yapıyor. Dolayısıyla benim problemlerim arasında yer almıyor. :)))

Ah bir de sensör meselesi var; ( sürekli kan şekeri ölçümü; pompa ile entegre olan) o iş beni biraz yoruyor. Medtronic’e buradan selam olsun, özellikle ilk takılan gece ( ömrü 6 gün) diit kalibrasyon, diiit düşük, diiit yüksek gibi bize eğlence olsun diye atraksiyonlar yapıyor 🙂 habire kalk yataktan alarmı sustur geri yat Bir de bakmışsın ki sabah olmuş.. neyse 5-6 saat sonra kendine geliyor.

Evde 4 kişiyiz; hadi Roniş haydutunu sayma adam zaten 21.30 da sızıyor; Nitsa’nın burnunun dibinde diiit diiit çalıyor, ruhu duymuyor. Aslında bunu problem etmeye başladım; şimdi arkadaşına yatılı yollasam alarmı duymayacak 😬 yani kısaca yeni sensör geceleri deliksiz uyku hayal. Diyeceksiniz ki neden gündüz takmıyorsunuz; ne bileyim denk gelmiyor, okul, iş şu bu derken bıçak kemiğe dayanınca yatmadan önceye kalıyor bu işler.

Medtronic duymasın bir de bu sensörleri uzatma meselesi var. Normalde sensörler 6 gün kullanılıyor. Bu süreyi uzatmanın bir yolu var; deneyimli ve becerikli arkadaşlar aynı sensörü bir ya da bir kaç hafta daha kullanmayı becerebiliyorlar. Ben o becerikli kategorisine girmediğimden hiç bir denemede başaramıyorum. Usulca transmitter’ı sensörden ayırıyorlar, şarj edip tekrar takıyorlar cihazı kandırıp yeni sensör başlat diyorlar. Ama gel gör ki sensörün cilt altındaki elektrodu milim oynasa yanlış ölçümler oluyor son derece tehlikeli. Zaten çocuklarda önerilmiyor.

Bir kutuda 5 adet var yani bir aylık. Ayıptır söylemesi altın değerinde, şu anki fiyatı 825 TL/kutu. Hal böyle olunca her yeni sensör bittiğinde; bendeniz bıkmadan usanmadan uzatmayı deniyorum .😊 sonuç hüsran 😂

İşte o zaman diiitler çoğalıyor, diiit kalibrasyon gir, diiit kalibrasyon kabul edilmedi, diiit sensör güncelleniyor. Sonuç: ertesi sabah; “Nitsaaa erken kalk yeni sensör takıcaz !!” . “Ya anne ya dedim sana uzatmayalım diye !!!” her altı günde bir evdeki diyalog …😁😁

Yaz döneminde havuza girince zırt pıt setin yapışkanının çıkması, havuzda setsiz kalma falan gibi şeyler de var ama sağladığı kolaylıkların yanında artık o kadar kusur kadı kızında da olur diyebiliriz. !

Sonuç; biz ailece pompamızı çok sevdik, çok alıştık. Maddi manevi evimizin en değerli eşyası diyebiliriz.

Umarım karar veremeyen aileler için faydalı bir yazı olmuştur.

Sevgiler