Merhaba sevgili takipçilerim. Hikayemizde sonlara yaklaşmak üzereyiz…. Bugün size anlatacağım hikaye, diyabetli çocuğu olmayanlar için son derece sıradan, dünya için küçük, ancak biz diyabetli aileler için büyük bir adım 😊

Aslında bu hikayeyi, geçen yıl, henüz blog’um ortada yokken facebook hesabımda herkese açık olarak kısaca paylaşmıştım. İstedim ki, herkese ulaşsın, istedim ki örnek olsun, cesaret versin, ilham versin…Linki aşağıda; şimdi tekrar anlatalım…

https://www.facebook.com/rina.darsa/posts/10156037619472529

Geçtiğimiz yıl bahar aylarında; bizim şekerli cadı 6. sınıfın sonlarına yaklaşmışken, bir gün okuldan eve bir kağıtla geldi. Fransızca sınıfının Paris gezi programı ! 4 gece 5 gün; Fransızca öğretmeni ve tur rehberi eşliğinde, Haziran ayında düzenlenecek (2018) bir gezi programı ! Anasının kızı olduğundan Paris deyince gözleri parladı bizimkinin; hayatında anneanne-dede ziyareti dışında yurt dışı deneyimi de yok….hayallere daldı bizim kız..Gözlerinden belli, içi gidiyor…

O hayallere daldı ben karamsarlığa; tamam gönderelim de nasıl?? Ariel “Getir kağıdı imzalayalım, benim kızım yapar bu işi” dedi. Ben “Hayır, saçmalama ben yollamam” dedim. Biraz tartışma biraz didişme…yapmak lazım, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak lazım…”Paris’i görmesi umurumda değil” dedi babası, “Tek başına bir yere gitmesini istiyorum” dedi.

Ve kağıdı imzaladık…

Ah benim içime bir dert düştü ki sormayın; glutensiz yiyecek işi ne olur? kan şekerini ayarlayabilir mi? Yanlarında giden yetişkinler diyabetin d sini bilmez…Taa Paris…..Atlayıp gidemezsin ki 10 dakikada….Ama en en önemlisi gece uykusu; nasıl olacak, kim kontrol edecek…Ben zaten yarı deli, iyice derin düşüncelere daldım…

Diyabetli çocuğu olmayanlar için bir parantez açalım; gece uykusu neden bizim için kabustur? Neden bu kadar korkarız? Hepimiz böyle miyiz? Evet evet hepimiz böyleyiz.. Mazur görün biz diyabetli çocuk annelerini, günlük hayatımızda bazen daha sinirli, bazen daha alıngan, bazen daha kırılgan olabiliyoruz…Belki de yıllardır kesintisiz gece uykusu uyuyamadığımız içindir; belki de yıllardır teyakkuzda yaşadığımız için, alarm çalmasa bile kendiliğimizden uyandığımız, sürekli kuş uykusunda olduğumuz içindir. Belki yorgunuzdur, belli etmemeye çalışıyoruzdur, güçlüyüz ya hani, herkes öyle biliyor… kim bilir…

Bu aralar biraz duygusal olabilirim, kusura bakmayınız; evet gece uykusu demiştik…Geceleri kan şekerinin çok düştüğü ( ki budur bizim kabusumuz) ya da çok çıktığı durumlar olabilir, uykuda hissedilmez; özellikle düşükler tehlikeli olabilir. Bu nedenle alarmlı sürekli ölçüm kullanmadığımız dönemlerde, daha önce de anlattığım gibi her gece 3’te alarmımız çalar, kan şekerini parmaktan kontrol ederdik. Şu an kullandığımız sensör sisteminde, düşük ve yüksek değerlerde ikaz özelliği olduğundan ( neden bu ikazları sadece ben duyuyorum! 🤔 ) , rutin, gece 3 saat alarmını kapattık; ama ben yine de her gece kendiliğimden saat 2-3 arası uyanırım…

Gelelim Paris’e…O dönem Libre kullanıyoruz henüz pompa yok; insulinlerimiz de kalemle. Bir önceki yazımda anlattığım Blucon ile Libre’yi sürekli ölçüm monitörüne çevirmişiz.. Biraz da buna güvenmiş olabiliriz. Eğer sistem düzgün çalışırsa ki sürekli kopma oluyordu; gece sıradışı bir durum olursa bizde alarm çalacaktı.

Ön hazırlık olarak ilk iş bir power bank aldım; sistem telefon şarjını sürekli bitiriyor; tur rehberi ve öğretmenle toplantı yapıp gerekli bilgileri ve acil durumda yapılacakları anlattım. Cep telefonuna yurt dışında geçerli bir tarife aldım; çünkü sürekli internet bağlantısı gerekiyordu.

Tip1 diyabetli olması ile ilgili İngilizce hastane raporunu da almayı ihmal etmedim.

Paris’li müşterimiz, aynı zamanda dostumuz Eric’i aradım; Nitsa’nın numarasını, kalacağı oteli söyledim; “Her an sana Nitsa’ya git bak diyebilirim” dedim 😊 en azından aksi bir durumda yanında tanıdık biri olması fikri beni biraz rahatlattı….

Geziye 2-3 hafta kala, benim de Paris’e gidip başka bir otelde kalasım geldi 🙈 ama bu projeyi gerçekleştiremedim !! 😎 Valiz hazırlama detaylarını geçiyorum “Seyahat ve tatil işleri” yazımda anlattığım gibi tüm valizi bol glutensiz yiyecek ve fazla fazla diyabet malzemeleri ile doldurdum.

Ve gitme günü geldi çattı; önümde uykusuz 4 gece var dedim… 🙃

Telefonumda hem lokasyonu görüyorum hem kan şekerini. Çok eğlendi Nitsa, kendi kendine kesintisiz idere ettiği 5 koca gün… gurur duydum kızımla; aferin kıvırdı bu işi dedim 🙂

Düzensiz yemek saatlerine rağmen çok sorun yaşamadık. Bir gün bana whats apptan bir fotoğraf attı; “Anne anne kaç ünite??” Fotoğrafı aşağıda; Kocaman bir pamuk şeker !!! Eyvah dedim bilmiyorum; karbonhidrat cetveli miyim ben? 🙂 evet tabii ki, her diyabetli annesi karbonhidrat sayımını ezbere bilir; iyi de pamuk şekeri bilmiyorum ! Hem pamuk şeker ne ya, kan şekerini fırlatıverir doğru insulin dozunu vermezse 🙃 zaten cevap vermek için 10 saniyem var sürekli anne anne anne diye mesaj atıyor, ağzına attı atacak; çok az vaktim var, araştıracak vakit yok ! 🙈😊 Yap 3 ünite dedim attım kafadan, tuttu 😁

Kızımı mutlu görmek, o neşeli sesini duymak bütün endişelerimi aldı, arkadaşları ile beraber harika zaman geçirdi, hep hayalini kurduğu Eiffel kulesini gördü 😊 dedik ya anasının kızı… 🙈

Gelelim gecelere…4 geceden 3’ünde sorun yok; alarm çalmadı, yatarken konuşuyoruz, yazışıyoruz…Ama 3. gece olan oldu; gecenin bir yarısı bende bangır bangır alarm; kan şekeri 50 gösteriyor. Ufak bir dipnot; sensörler hipoglisemide olduğundan daha düşük gösterme eğilimindedir; yani aslında gerçek parmak ölçümü büyük ihtimal 70-80 civarıdır…hemen aradık; kızlarla kikirdemekten henüz uyumamış neyse ki; 1 kutu meyve suyunu içirdim; yetinmedim üzerine tatlı kurabiye falan de yedirdim; klasik depresif panik atak geçiren diyabetli annesi modundayım. Hatta pasaportumu alayım havaalanına gideyim ilk uçakla giderim diye bağırınıyorum. Zavallı Ariel 😎

Beklenen şarkı, rebound etkisi; o kadar yedirirsen 1-2 saat içinde korkunç bir yükselişi de göze alırsın…10 sene olmuş ayıp, bunu bilmiyor musun? Biliyorum, ama o anda bilmiyorum işte….

1-2 saat sonra alarmlar çalmaya başladı ibre yükseliyor 250-280-300-320 sürekli hızla çıkıyor. Arıyorum arıyorum açmıyor; öğretmeni aradım telefonu kapalı. Arkadaşını aradım duymuyor. Gece 3-4 civarı olsa gerek.. Otelin telefonunu buldum; resepsiyona hızlıca Türk öğrencilerden Nitsa’nın odasını bağlayın dedim; Kızlardan biri telefonu açtı “Nitsa’yı verir misin? ” dedim hızlıca; kız uyku sersemliği ile şok; “Nitsaa annen arıyor” dedi şaşkınlıkla. Nitsa’yı uyandırdık, hemen insulin yaptı; sabaha kadar da kan şekeri toparladı. Anlatması kolay yaşaması “zor” diyecektim, bloğumun konseptini bozmamak için “heyecanlı” demeye karar verdim. Anladınız siz beni 🤗

Sonuç; iyi ki yollamışız; iyi ki ona bu şansı vermişiz, iyi ki de arkadaşlarından farklı hissettirmemişiz…Geri döndüğünde öz güveni yükselmiş, harika vakit geçirmiş ve çok keyifliydi.

Gerekli önlemleri aldığımız takdirde yapabiliriz biz…Biraz eğitim, biraz cesaret, biraz da öz güven…

Biz yaptık o halde siz de yaparsınız 😊🌷

Sevgiler

Haziran 2018
Haziran 2018
Reklamlar