Yeni okulumuzda 5. Sınıfa ve yeni sisteme alışmıştık. Hem Nitsa için çok yeni olan İngilizce diline, hem yeni arkadaşlara, hem de tamamı ile farklı bir eğitim sistemine adaptasyonumuz beklediğimden hızlı olmuştu.

Diyabetli bir çocuğunuz varsa heyecan ve aksiyon hayatınızdan eksik olmaz🤔. 5. Sınıfın ikinci döneminin ilk günlerinde, hatırı sayılır bir heyecan ve korku yaşadık.

Sevgili diyabetli çocuk anneleri, dikkatle okuyunuz. Bizim düştüğümüz hataya düşmeyiniz…Zaten bu bloğu yazmamdaki ana sebeplerden biri de bu; ister 1 yıllık diyabetli olun, ister bizim gibi 11; hepimizin yaşadığı tecrübeler birbirimiz için çok değerli…

Masum bir karın ağrısı ile başladı herşey. Bizim kız, zaman zaman karın ağrısından şikayetçi oldugundan ilk 1-2 gün çok da üstünde durmadım. Üzerine iştahsızlık ve ishal de eklenince, aynı zamanda çölyak da olduğundan, takiplisi olduğumuz sevgili Fügen hanımla (Çokuğraş) iletişime geçtik. Türlü türlü tahliller testler yapıldı somut bir sebep yok. Şikayetler artarak devam ediyor tabii bu arada hiç bir şey yemek istemiyor, kan şekerleri sürekli düşük. O dönemki endokrinoloğumuz sevgili Abdullah Bey ile de tabii ki sürekli görüşüyoruz. Lantus dozlarını günden güne düşürüyoruz…Hiçbir sey yemediği için humalog da oldukça azaldı. Neredeyse 1 hafta bitti. Kusma da eklenince Abdullah bey dedi ki mutlaka keton bakın. Bilmeyenler için; Keton, Ketoasidoz komasına sebep olabilecek, insulin eksikliginden dolayı kanda oluşan cisimcikler, çok çok tehlikeli. Genelde çok yüksek kan şekerleri ile beraber seyreder. Detaylar için linki inceleyebilirsiniz;

https://www.hayatcokdegerli.com/diyabet-hakkinda/duzenli-kan-sekeri-takibi/kan-ketonu-takibi

Eyvah evdeki keton striplerinin tarihi geçmiş atmışım…O dönem libre kullanıyorduk ve kandan keton striplerimiz vardı. Buradan Abbott’a selam olsun o gün sorduğumuz onlarca eczanede stripleri bulamadık. İdrar çubukları  da sadece depolarda var, gelmesi bir iki gun sürer dediler. Tatsız bir bilgi vereyim; stripler hala piyasada zor bulunuyor, eskiden internette buluyordum, son zamanlarda kesinlikle yok.  Abbott bir kez daha sesimizi duyarsa seviniriz. Kandan keton ölçümü bizim için çok önemli.

Aklımın ucundan geçmedi, sözde 9 senelik diyabetliyiz, yüksek şekerde keton riski var evet de, düşük ketonu ( yani açlık ketonu) hiç aklıma gelmemişti… 😔

Çarsamba akşami idi durum kötüleşiyor, gece 10 sularında Fügen hanımla konuşuyoruz dedi ki; ” Bu geceyi evde geçirmeyin” iyi ki de dedi…

Süper babaanneyi aradık, Ronen’e bakmak icin 10 dakika içinde bizde oldu. Üçümüz Amerikan Hastanesinin yolunu tuttuk. Acil servisten giriş yaptık, Tip1 diyabetli olduğumuzu ve Abdullah Bey’in takibinde olduğumuzu anlattık. Bu arada Nitsam halsiz, çok zayıf, bitkin ve korkmuş…ben de korkuyorum ama belli etmiyorum…hastanedeki doktorlar Abdullah Bey’e ulaştı, keton ölçümü yaptılar. İdrarda +4 keton ! Turkçesi o geceyi evde geçirseydik ketoasidoz koması…sonrasını bilmem….

Hemen odaya aldılar, serum bağlandı. Ertesi gün öğle saatlerine kadar keton ancak yok oldu. 2 gece hastanede kaldık, Abdullah Bey’den çok haklı olarak kibarca bir azar işittim çünkü evde keton bakmış olmalıydık.

Bu arada Chrohn hastalığı dahil her türlü şey bakıldı. Sonuçta tüm tahliller temiz çıktı, hepimizin karşılaştığı virutik, sıradan bir bağırsak enfeksiyonu imiş, okulda o dönem başka çocuklarda da olmuş. 

Seneler sonra, aynı hastane, aynı acil servis, aynı müdahele odaları…sanki bir anda o doktor hanımı görecekmiş gibi oldum. Seneler önce bana, “Kızınız diyabetli, ömür boyu insulin iğneleri ile yaşamak zorunda” diyen, ilk yazımda bahsettiğim, ufak tefek kara gözlü doktor hanım……Garip hissettim, 2. kez kendi ayağımızla yürüyerek girdiğimiz acil servis….Bu yazı pek eğlenceli olmadı farkındayım. Hayat işte…her şey bizler için; hepimiz hata yapabiliyoruz; pek “bilinçli” bulduğunuz biz de hata yaptık; bilin istedim….

Aklınızda olsun; kan şekeri düşükken, hiçbir şey yediremiyorsak bile kesinlikle insulini tamamen kesemeyiz. Doktorumuzun kontrolünde, gerekirse meyve suyu içirip yine de insulin vermeliyiz.

Öte yandan ufak bir parantez; Nitsa’nın doğumundan 4 ay sonra; Nitsa’yı Ariel ve benim özel sağlık sigortası poliçemize eklemiştik. 2 yıl sonra diyabet teşhisi aldığında, 10 gün Amerikan Hastanesinde kaldık. Yatarak tedavi kapsamında sigorta şirketi tüm masrafları karşıladı. Karşıladı karşılamasına ama, aradan 3 ay geçip de, poliçe yenileme dönemi geldiğinde Nitsa’yı kibarca poliçeden çıkardılar ve Tip1 diyabetli olduğundan artık sigorta yapamayacaklarını söylediler. Gerekçe olarak da; doğumdan 14 gün sonra değil de 4 ay sonra sigortalamış olduğumuzu ve “ömür boyu yenileme garantisi”‘ne hak kazanmadığını gösterdiler. İyi dileklerinizi içinizden yapabilirsiniz; biz çok yaptık, işe yaramadı. İsim vermek etik olmaz ancak tüm sigorta şirketleri zaten aynı mantalitede..

Bu son olayda, 2 gece kalıp taburcu olma vakti geldiğinde hastane önümüze yüklü bir hesap çıkarttı. Hesabı ödemek için kuzu kuzu muhasebeye gittik, o an beynimde bir şimşek çaktı; bir kaç gün önce rahatsız olan babası ile epeyce deneyimi olan canım arkadaşımla aramızda bu konu geçmişti; SGK güvencesi olan tüm vatandaşlar hayati tehlike arz eden durumlarda özel hastanelerin acil servisinden giriş yaptıklarında geri çevrilemez, ücret talep edilemez. Özellikle bizim gibi kronik hastalığı bulunanlar için.

Hasta çıkış bölümündeki beyefendiye, ki gerçekten çok kibarca ve içtenlikle yardımcı oldu;  “Biz acilden girmiştik, kızım tip1 diyabetli, hayati tehlikesi vardı” dedim. “Öyle mi?” dedi, “Hemen dosyanızı SGK’ya gönderelim şimdi sizden ücret talep etmeyelim, dosya olumsuz sonuçlanırsa sizi ararız” dedi. Bir daha da arayan soran olmadı 🙂

Sevgiler

Şubat 2017
İyileşince sıkılmış bizimki, sanat eseri yapmış 🙂
Reklamlar