Bu yazım da seyahat etmekten korkan sevgili diyabet ailelerine gelsin. Bu konuda çok soru alıyorum, yalnız işe bak youtube’da makyaj videoları çeken kızlar gibi konuştum 🙂 “çok sordunuz anlatıyorum”…şimdi diyeceksiniz ki sen youtubeda’ki makyaj videolarını nereden biliyorsun ? Neden bilmeyeyim? Diyabetli bir çocuk annesi olabilirim, birinci görevim ve sıfatım “anne” de olabilir, ama unutmayınız ki ben bir bireyim ve de en önemlisi ben bir kadınım. Süs de severim, makyaj da severim, videolarını da fırsat bulursam izlerim 🙂

Biz biz olmayı bırakırsak devam edemeyiz ki zaten; kendimiz için de hayatımızda bir delik bulmazsak sürdüremeyiz ki mücadelemizi…sevdiğiniz şeylerden kendinizi mahrum etmeyin diyabet anneleri, kitap okumaya, sevdiğiniz dizileri izlemeye fırsat yaratın. Fırsat yaratın ki hayata tutunabilesiniz…

Uzun bir giriş oldu çok konuştum yine. Ariel bana der ki; “Konuşarak rahatlıkla bir insanı bayıltabilirsin ! ” Ne alakası var 🙂

Yurt dışında yerleşik epeyce aile bireyi olunca küçük yaşlardan itibaren Nitsa ile tek başıma, minik adam da doğduktan sonra bebekliğinden itibaren 3’ümüzün bol miktarda seyahat etmişliğimiz var. İtiraf ediyorum Nitsa 3 yaşındayken, teşhis alalı da henüz 1 yıl olmuşken, ilk seyahatimizden biraz korkmuştum, havaalanında sorun olur mu, uçakta kan şekeri sapıtır mi? Sapıtırsa ne yaparım falan filan..hiç bir şey de olmadı. Yalnız çölyak olanlar uçaktaki glutensiz menülere güvenmesin, 3 yaşındaki çocuğa 1 dilim kızarmış patlıcan, 1 dilim kızarmış kabak 1 de ekmek gelince, şaka mısınız demiştim ama; efendim uluslararası standartlara uygun şu bu dediler…cadılık sökmedi. Şikayetçi müşteriye bedava bilet verirler diye hayallerim vardı oysa ki 🙂 Neyse ki sonra hayatımıza Pegasus girdi, sağ olsunlar suyu bile para ile sattıklarından onlarla yemek işimiz falan olmadı. Çantaya glutensiz sandviç attık oldu bitti…

Bu seyahat ve tatil işlerinin en önemli yanı yanımıza alacakları hazırlamaktır, gerisi teferuattır.

Kural 1: 1 hafta için ( 1 haftadan daha uzun deneyimim yok, kusura bakmayınız), yanınıza en ez 2 haftalık strip, insulin, glukagon, iğne ucu, pompaya geçtikten sonra set, rezervuar şu bu alınır. Benim gibi paranoyak olanlar için bu miktar 3 haftalık da olabilir 🙂 Ne olur ne olmaz!

Kural 2: Her şeyin yedeği kuralı. İnsulin kalemi kullandığımız yıllarda en az 2 tane Humalog yedek kalem; yedek glukometre, delme aleti, yedek pil.

Kural 3: Soğuk taşıma çantası ve ufak bir dijital mutfak tartısı, özellikle tatiller için çok gerekli. Yaz tatiline gidecek çölyaklılar için; Sarelle şart 🙂 otelde çıkan çikolatalar glutenli olabilir. Kahvaltı krizi yaşanmasın.

Kural 4: Hem benim çantama hem Nitsa’nın boynunda taşıdığı minik bir çantaya şeker. Nitsa’nın üzerine ayrıca kaybolma kağıdı 🙂 Bu kural Nitsa küçükken geçerli idi.

  • Nitsa Darsa
  • Turkish
  • Type 1 Diabetic
  • Mother: Rina Darsa Tel…

Şimdilerde bu kağıdı “diyabet” hariç Ronen’in cebine koyuyorum. Koşma ve elimi bırakıp kaçma hızına yetişemiyorum! En son başka bir çözüm daha buldum, boynuna ufak bir çanta astım, benim çantamla da bağladım böylece eller serbest, ama kaçamadı 🙂 🙂

Şimdiye kadar her seferinde Tip1 diyabet raporumuzu yanıma aldım ama bugüne kadar soran olmadı. Olmasında fayda var.

Uzun lafın kısası; tatillere ailece gitsek de; tek başıma çok seyahat yaptım, Nitsa’nın yanında kucağımda bebekle bile yaptım. Daha ağır bir sırt çantasından başka bir zorluğunu da görmedim. Evde neyse o. Çantamda glutensiz yemek de taşıdım. Termosla yemek götürmüşlüğüm bile var.

Olur olur, her şey olur…İş kafada bitiyor, korkmaya, kendinizi eve kapamaya hiiiç gerek yok. Aman diyabetliymiş, aman çölyaklıymış…ee ne yapalım yani, herkes yapıyorsa biz de yaparız. Hatta herkesin yapamadığını bile yaparız 🙂 Yeter ki kendimizi inandıralım, kendimize güvenelim ve dikkatli olalım.

Daha heyecanlı bölümleri, yani Nitsa’nın bizsiz tek başına okul gezilerini sonraki yazılara bıraktım.

Takipte kalınız

Sevgiler

Eylül 2009; diyabetle ilk seyahatimiz
Haziran 2015, benim ekip 🙂