Evet nerede kalmıştık? Yıllar geçti , Nitsa biraz daha büyümüştü rutin sisteme çoktan alışmıştık aslında ama ben sürekli kızımın hayatını nasıl daha da kolaylaştırabilirim, acaba farklı  neler yapabilirim arayışındaydım…

Yabancı Facebook guruplarına üye olmuş düzenli bir şekilde takip ediyordum. O zamanlar özellikle ABD’daki guruplarda genellikle çocukların sensörlü ölçüm cihazları ve pompalar kullandığını görüyordum fakat bildiğim kadarı ile ülkemizde henüz yaygın bir sensör kullanımı yoktu. Tabii dün aldığımız haberden sonra günümüzde de artık ne kadar yaygınlığı kalır bilmem 😦  Dün sabah itibari ile USD endeksli sensörlerimize % 70 civarında zam geldi…pardon zam değil fiyat güncellemesi ! Aslında kızıyoruz falan ama, firma da ne yapsın, ürünün fiyatı USD üzerinden sabit…USD arttıkça güncelleme yapmak zorundalar….

Keyfimizi kaçırmayalım, karı koca çalışacağız, başka şeylerden kısacağız,  bu parayı gücümüz yettiğince ödemeye çalışacağız, pes etme şansımız yok, dedim ya daha önce de, ağlayıp sızlayacak vakit yok, biz bu şekilde ayakta kalabiliriz ancak…

Konuya dönelim; Yine bir gün böyle guruplarda dolaşırken bir video gördüm. Yeni çıkan, parmak delmeden kan şekerini ölçen bir sistemi gösteriyordu. Evet Free Style Libre’den bahsediyorum. İçlerinde Fransa’nın da bulunduğu sadece 6 tane Avrupa ülkesinde kısıtlı stoklarla satışa çıkmıştı. Bilmeyenler için,  kola takılan bozuk para büyüklüğünde minik bir sensör; kendi minik cihazını yaklaştırdığınızda kan şekerini ölçüyor. O zamanki Euro kuru ile de fiyatı nispeten ulaşılabilirdi. Şimdi olsa bu işe girer miydim emin değilim….Bu bizim olmalı dedim 🙂  dedim de,  ülkemizde satışı olmayan bu sisteme nasıl ulaşırım diye de düşünmeye başladım.

Ayrıca bir kereliğe mahsus bir şey değil;  çünkü her ay 2 adet sensöre ihtiyaç var, ve kısıtlı stoklarla bir kerede en fazla 2 sensör alınıyor. Yani her ay bir satın alma ve gönderim yapmak gerekiyor.

O kadar kısıtlı bir satış alanı vardı ki; sadece online olarak satışa sunulan o 6 Avrupa ülkesinde ikamet edenlere satılıyor…Öyle ki Türkiye’den satış sitesine giremiyorsunuz bile.

Bu bizi durdurdu mu? tabii ki hayır 🙂 Bilgisayarımın VPN ayarlarını değiştirerek Fransa’daymış gibi siteye girdim 🙂 ha ha, oldu işte ürüne ulaştık. 

2. aşama: Fransa’da adres lazım çünkü satın alma yapıldığında Chronopost  ( Fransa’daki kurye) sadece Fransa içinde teslimat yapıyor. 

İlk siparişimi 2015 yılının sonlarında, Fransa’da yaşayan üniversiteden arkadaşım sevgili İrem’e yolladım. Sağolsun kardeşi Turkiye’ye geldiğinde evime kadar yolladı. Buradan ikisine de sevgiler 🙂

1 ay geçti, bir daha sipariş vermek lazım. O aylarda da çalıştığım şirket aracılığı ile Lyon’a iş seyahatim olacaktı. Lyon’lu müşterimiz Pascale, 2. adres oldu. Sensörleri fuarda standımıza kadar getirdi. Nasılsa bu yazıyı okuyamaz selam söylemesem de olur 🙂 🙂

İyi de olmaz böyle bir sonraki fuar seneye ! Bu noktada sevgili arkadaşım; iş ortağımız İlker ve arkadaşları devreye girdi. Fransa’da verdikleri adrese giden sensörleri her ay bana ücretsiz olarak, iş yerime kadar getirttiler. Ne gümrükle uğraştım ne nakliye ile. Sağolsun hakkını ödeyemem..Dedim ya hep iyi insanlar çıktı karşıma….

Bu sistem 1,5 yıl kadar devam etti. Bu arada bizim yerli guruplarda da benden önce keşfedip Almanya ve Avusturya’dan da akrabaları dostları sayesinde ürünü getirtenler, kullananlar, bu işte usta olanlar tabii ki de vardı. İlk sensör takmamızın heyecanını ve sevincini sevgili Hüseyin ( Devecioğlu) ile paylaşmış, onun tecrübelerinden de faydalanmıştım. Yüzünü hiç görmediğim ama candan dostum olduğunu bildiğim çok kişi var böyle 🙂 sosyal medyayı bu açıdan seviyorum 🙂

Change.org da düzenlediğimiz kampanya ; yine Hüseyin ve burada adlarını tek tek sayamayacağım çok değerli pek çok arkadaşımızın, Tip1 Diyabet Tecrübeleri Derneği’nin de üstün çabaları ile nihayet Abbott FSL’yi Türkiye’ye getirmeye başladı. Böylece bizim Fransa maceramız da son buldu…

Aslında onun da kendine göre bir heyecanı vardı; VPN koptu, siteye girebildik giremedik, Chronopost gecikti, adresi bulamadı, eyvah paket geri gitti, ara,  paket nerdeymiş sor, yetmez kavga et. Sensör bozuk çıktı, Abbot Fransa’yı ara, onlarla da kavga et vs. hayatımıza hareket katmıştı 🙂 🙂 cadıyım ya biraz, eğlenceli oluyordu ….

FSL Türkiye’ye geldikten sonra yaklaşık 1 yıl daha devam ettik, pompaya geçmemizle bu maceramız da bitmiş oldu…

Evet sevgili Superman kıvamında diyabetli çocuk anneleri, babaları; neymiş yani, biz istersek yaparmışız 🙂 Ne yazık ki dünkü fiyat artışı hepimizin moralini bozdu kimilerimizi umutsuzluğa sürükledi…Büyük bir aileyiz biz, hep beraber bir yolunu bulacağız, bu ümitsizliği çocuklarımıza hissettirmeyelim…..

Aşağıya change.org kampanyasında kullanmış olduğum, sensörü ilk taktığımız günün videosunu bırakıyorum. Diyabetli çocuğu olmayanlar bu kadar abartacak ne var diye merak ediyordur; sensör bizim için çok şey demek. Çocuklarımızın minicik parmaklarını günde 10 kez delmemek demek; çocuklarımızın gözlerinin içinin gülmesi demek…. Bu vesile ile belki biraz farkındalık yaratır; sensörlerin hiç olmazsa bir kısmının geri ödeme kapsamına alınması için birilerinin dikkatini çekmiş oluruz..

sevgiler

Ocak 2016

 

kopya

 

Reklamlar