Biz Tip1 diyabetli yakınlarının en çok korktuğu şeylerin başında, “hipoglisemi” yani kan şekerinin düşmesi gelir. Özellikle uykudaki, olası gece hipoglisemileri tehlikeli olabilir, kontrol edilmelidir. Bakınız ilk yazılarımdaki gece 3 alarmı 🙂

Bazen gün içinde, zaman zaman yanlış hesaplanan bolustan, ( yediği yiyecekler için karbonhidrat hesabı yaparak gönderdiğimiz insulin) bazen de fazla hareketten kan şekeri düşüverir.

Peki kan şekeri düşünce insan sevinir mi? Benimki sevinir ! Çünkü kan şekerini tekrar yükseltmek için o çok bayıldığı Hariboları yeme fırsatı doğmuştur. Arkasından da tatlı bir karbonhidrat, ooh süper.

Tabii bizim evde durum karışık; bizde bir de her işin içinde olan minik bir haydut var ya; Nitsa’nın kan şekeri düşünce ablasının Haribo yiyeceğini bilir, kendi de sırada bekler :):) Fırsatçı kardeş.

Bakmayın hafife alır gibi yazdığıma, amaç size cesaret vermek ya takmıyormuş gibi yapıyorum 🙂 Numaradan yani 🙂 Dedik ya, biz aynı zamanda iyi oyuncuyuzdur diye.

Tabii ki benim de yeryüzündeki tüm diyabetli çocuğa sahip anneler gibi hayattaki en büyük korkularımdan biridir hipoglisemi. Glukometrenin ekranında 21 görmüşlüğüm var benim . 11 yılda 1 kere, ama var işte.!

Diyabetin ilk yılında idi, bir cumartesi öğleden sonra Nitsa ile, o zamanlar Göztepe’de yaşayan ailemin evinden, Avrupa yakasındaki kendi evimize gitmek üzere yola çıkmıştık. Baş başayız, ana kız. Ben araba kullanıyorum, Nitsa da arkada çocuk koltuğunda. Minicik bir şey, 2,5 yaşlarında olmalı…. “sıkıldım” dedi. O zamanlar da “sıkılmak” ile “yorulmak” biraz karışıyordu. Sıkıldım dedi mi, anla ki kan şekeri düştü.. Şöyle biraz arkaya bakar gibi oldum, henüz otoyola çıkmamıştık; baktım gözler gidiyor. Hemen sağa çektim; bazı şeyleri unutuyorum ama bazı sahneler sanki dün gibi ! Kozyatağı tarafındayız, 2 köprüye girmek üzere…Kan şekerine bir baktım ki; 21 !!

Elim ayağım dolandı, yanımda da kimse yok. O zamanlarda da yanımda minik kavanozda reçel taşıyorum desem!! Şaka gibi …

O yıllarda NPH denen, çok fazla pik yapan orta uzun etkili bir insulin kullanırdık. O yıllardaki endokrinoloğumuz Nitsa üzerinde de yıllarca emeği geçen Abdullah bey             ( Bereket) hemen dozları düşürdü; ancak sonradan anladık ki henüz tanı konmamış çölyak, bağırsaktan besin emilimini azaltıyor ve düşüşlere sebep oluyor.

Çok şükür bir daha böyle sert düşüşler yaşamadık…

İtiraf ediyorum yıllar içinde, sırf bu korku yüzünden kan şekerinin biraz yüksek gitmesine göz yummuşluğum vardır. Boşuna değil, bu korkumla beni yüzleştiren Şükrü Hocam’dan sonra Ha1C miz 7-7,5 seviyelerinden 6,5 lara düşmüştür.

Seneler içinde anladım ki bizim korkma lüksümüz yok. Bizim yapmamız gereken dikkatli olmak, ve çocuğumuzu çok iyi gözlemlemek. Özellikle küçük yaşlarda çocuklarımızı en iyi tanıyan biziz.  Evde doktor da biziz, diyetisyen de…ee adı üstünde Süper anneleriz biz, yani hepimiz, bütün tip1 diyabetli çocuk anneleri…

2015-02-20 22.51.32

Şubat 2015