Sadriye hanım’a dedim ki; bir ilk okul aç; bu düzenimiz devam etsin, mutlu mesut 1. sınıfa başlayalım 🙂 uğraştırma bizi 🙂

Yeni okula karar verme, alışma, öğretmenlere, revire bilgi verme, yemek ayarlama işleri çok gözümde büyüyordu…. Hamileliğimin son aylarında olmanın da vermiş olduğu bir ağırlık vardı üzerimde. Tam da düzeni oturttuk derken anaokulu bitiverdi 🙂

Üniversite yıllarımın etkisiyle ve biraz da Fransız dili ve kültürüne düşkünlüğümden olsa gerek ; Nitsa’yı Fransız okuluna göndermeye karar verdik. Tabii öte yandan 2. alternatifimizin, yani o çok güvendiğimiz kurumun, anaokulu yıllarında bizi red etmiş olması da bu kararda etkili oldu ; ne kadar da canımı yakmış, 10 sene geçti hala unutamadım…

Kriterler çok 🙂 Okul çok büyük olmasın ki gözler üstünde olsun, çok uzak olmasın, çok pahalı olmasın, eğitimi iyi olsun, bizi tüm şartlarımızla kabul etsinler ve kucak açsınlar. vs. vs.

Görüşmeler, mülakat, sınav derken Eylül 2012 de Nitsa; NDS yani Notre Dame de Sion’un ilköğretim okulunda 1. sınıfa başladı. Bu okulda huzurlu, dolu dolu 4 yılımız geçti. 4. sınıfın sonunda, okul evimizden çok uzak bir lokasyona taşınma kararı alınca zorunlu olarak veda etmek zorunda kalmıştık…

Gelelim konumuza; okul bize gerçek anlamda yardımcı oldu diyebilirim. Okulun ilk günlerinde benim de doğum izninde olmamdan dolayı, ilk bir kaç gün düzen kurulana kadar Nitsa ile beraber gittim. Tabii tek başıma değil; ben ve pusetteki 2 aylık Ronen :))

Okul başlamadan önce, yönetim bize revirdeki hemşire hanımın diyabet takibi konusunda yardımcı olacağını, ancak yemek konusunda bir şey yapamayacaklarını, glutensiz yemeği evden ısınmış olarak getirmemiz gerektiğini söyledi.

Diyabetli bir çocuğunuz varsa inanın bana bu dünyadaki en önemli eşyanız cep telefonunuzdur. O günlerde en büyük fobim, şarjım biterse de hemşire hanım bana ulaşamazsa… Eyvah insulin dozu ne olacak? Ariel’i ararsa ulaşır mı? Koyduğum yemeği görmedi ki, hesabı nasıl yapar??  Okulda kan şekeri düşerse nasıl arayacaklar? Trafik sıkışıksa nasıl yetişirim? Glukagon okulda değil mi? Aklımda deli sorular….

Çantamda her daim bir şarj kablosu 🙂 Şimdi ben böyle güzel güzel , sakin sakin yazıyorum ya , sanıyorsunuz ki her şeyi çok kolay almışım, tıngır mıngır götürmüşüm bu süreci, hani tebrik filan ediyorsunuz ya; bunları da göze alın lütfen, zaman zaman saçmalarım ben de 🙂 Korkularım, paranoyalarım oldu pek tabii ki de……Sizin de olacak, çok normal. kendinizi suçlamayınız sevgili diyabet anneleri; ilk yazımda bahsetmiştim, biz aynı anda hem hemşire, hem anne, hem şöfor, hem 1000 tane şeyiz ya, aynı zamanda iyi birer oyuncuyuz da… 🙂

Bu telefon konusuna nereden gelmiştik; Hımm tamam revir; revirdeki hemşire hanımla belli tenefüslerde ve öğle saatinde telefonlaşır; ne yemek yedi ise buna göre insulin dozu hesaplar söylerdim.

Nurlar içinde yatsın Fatoş hemşire, bana kızım derdi, öyle bir sahiplenmişti ki Nitsa’yı…

“Sen çalışıyorsun, bebeğin de var kızım, sabah sabah yemek ısıtmakla uğraşma, revirde benim mikro dalga fırınım var, mikroya uygun kapta gönder, ben ısıtır yediririm öğlenleri” derdi.

Hastaymış, 2. dönemin ortalarına doğru Fatoş hemşireyi kaybettik. Sonradan gelen hemşire hanımlar da sağolsunlar aynı özen ve şevkatle bu sistemi 4 yıl boyunca devam ettirdiler. Okul müdüresi Bayan Silva’ya da buradan selamlarımı iletiyorum…

Tanrı karşımıza iyi insanlar çıkarsın deriz ya hep, ne kadar doğru; gerek anaokulunda gerek ilkokulda bizim karşımıza hep iyi insanlar çıktı, güvenle teslim ettik Nitsa’mızı… Bu da bizim şansımız oldu belki…isyan etmedik hiç, belki de ondan…

SNC00285
1. sınıfın ilk günü / Eylül 2012
SNC00139
Hoşgeldin kardeşim, elimi hiç bırakma / Temmuz 2012