Günler, aylar geçti, tüm taşlar yerine oturuyordu. Nitsa anaokulunda mutlu huzurluydu, o mutlu olunca biz de daha sakindik.

Çok küçük yaşlardan itibaren 7/24 insulin ve glukometre ile yaşayan Nitsa’nın ağzından bir gün olsun şikayet, sızlanma vs. duymadık. Bu da bizim şansımız mıydı bilmiyorum…ilerde ortaya çıkacak bir içine atma mı onu hiç bilmiyorum, yaşayıp göreceğiz…

Biz Nitsa’ya öğretmeye çalıştık, küçük yaşlardan itibaren. Kendini bilsin, kendi kendine yetsin istedik…hesabını yapsın, glutensiz ürünleri ayırd etsin, kendine dikkat etmeyi öğrensin. Öğrendi de.

Kendimiz için ağlayıp sızlanmaya vaktimiz olmadı bizim. Herkezden belki daha da güçlü yetiştirmemiz gereken bir çocuğumuz vardı. Hayatın olağan koşuşturması içinde geçti günlerimiz. Maddi manevi çabalamak zorundaydık, kendimize acıyacak, hayatı zindan edecek zamanımız hiç olmadı….İşte bugün, 10 sene sonra, yazmak belki de o günlerin deşarjı oluyor…bilemiyorum.

Bu süreç içersinde kendimizi ve çocuğumuzu hiç bir şeyden mahrum etmemeye çalıştık. Tatil mi? Tatil; ayarlarız, organize oluruz, glutensiz yemeklermizi alırız, gideriz. 

Doğumgünü; at çantaya 1 dilim pastanı: tam vaktinde ordayız.

Arkadaş ziyareti, yaz okulu, seyahat. Hepsini yaptık. Sırası gelince anlatacağım.

Korkmayın anneler, çocuğunuzu korkularınıza mahkum edip hiç bir şeyden mahrum bırakmayın. Dikkatli olup düzgün takip yaptığımız sürece her şeyi yapabiliriz biz.

2011 yılının son aylarında başta biraz çekincelerim olsa da; oğlumuz Ronen’i dünyaya getirmeye karar verdik.

Tahmin edeceğiniz üzere oldukça zor bir karardı. Ariel bu konuda benden daha kararlı ve cesaretliydi. Aynı şeyleri tekrar yaşarım, kardeşinde de oto immun hastalık riski olabilir korkusu ile hep ertelemiştik 2. çocuk hayallerimizi. Ancak bir konuda Ariel’e hak verdim. Bir destekçisi olsun dedi hayatta, onu koruyacak, yardımcı olacak, ihtiyacı olduğunda yanında duracak…” ve öyle de oldu. Kendinden 6 yaş küçük erkek kardeşi, Ronen, hem ablasının en büyük destekçisi oldu, hem de evimize neşe, ve yeni heyecanlar getirdi…Yanlız Nitsa gibi sakin durmuş oturmuş bir kız çocuktan 6 yıl sonra, Mr. Ronen fırtına gibi girdi hayatımıza 🙂 neye uğradığımı şaşırdım:) yaramaz muzur bir erkek çocuk annesi olmak da ayrı bir işmiş 🙂 öğrenmiş oldum !

Diyabetli çocuk anneleri, aklınızdaki 2 soruyu siz sormadan ben cevaplandırayım;

 

  1. Evet ablasına ilerde faydası olur düşüncesi ile kordon kanını sakladık.
  2. Tabii ki de zaman zaman paranoya yapıp Ronen’in kan şekerine baktım 🙂 2 bardak su içse arka arkaya, o gece uyku tutmadı. Olmuyor bunlar desem yalan olur . Şükrü hocam bir defa bir konuşmasında demişti ki; “Kardeşlerin kan şekerine durduk yerde bakmayın, önlemenin yolu yok, olacaksa zaten olacak…” ben de o günden sonra bir daha bakmadım.

5,5 yaşlarındayken çektiğimiz bir video ile şimdilik hoşçakalın diyorum….

Ocak 2012

 

IMG_1306 Çalıştığım firmanın katalog çekimlerinden..Kasım 2011