İlk teşhis aldığımız aylarda, ben işe geri döndüğümde, ki o zaman dönebileceğimden pek de emin değildim, gündüz Nitsa ile ilgilenmesi için Derya adında çok tatlı bir abla bulduk. 20 li yaslarda, son derece akıllı ve becerikli olmasının yanı sıra, Nitsa için harika bir arkadaş oldu. Bu konuda şanslıydık. Derya bizimle beraber insülin yapmayı, kan şekerine bakmayı ve sorumluluğu almayı öğrendi. Bu aşamada sevgili anneannemiz ve annem kadar sevdiğim “süper” babaannemiz bize inanılmaz destek oldu.

Minnacık torun diyabet oldu diyerek ağlayıp sızlanmak yerine, kendilerini bir tarafa bırakarak bizi ayağa kaldırmakla uğraştılar…

Derya ile Nitsa evde dans etme, şarkı söyleme gibi aktivitelerle uğraşırken aslında Nitsa’nın okul zamanının geldiğini fark ettik.

2009 yılının yaz aylarında 3 yaşını da doldurmuş olduğundan, yarım gün de olsa okula yollamaya karar verdik. Verdik de, bu işin iğnesi var, ölçümü var, ara öğünü var, glütensiz meselesi var. Var da var..

Biz de kalktık, en iyi tanıdığımız, bildiğimiz, bize koşulsuz kucak açacaklarından % 100 emin olduğumuz o okula gittik. İsmini paylaşmak istemiyorum…Bilenler de lütfen yorumlarda isim vermeyiniz…

“Hayır” dedi müdüre hanım kibarca, “Biz bu yaşta bu sorumluluğu alamayız…” Gözümün içine baktı, “kusura bakmayın” dedi.

Daaan, ilk tokadı yemiştik. Tıpkı ilk teşhis aldığında hastanedeki doktor hanımın “kızınız diyabetli” dediği an gibi, bunu da hiç unutamadım…

İnternet’ten araştırmaya başladık. Tesadüfen çıktı karşıma Sadriye hanım. Diyabet teşhisinden sonra beni tekrar hayata döndüren 2. Kadin….İlkini önceki yazılarımda anlatmıştım.

Hisar üstündeki “Yaratici Çocuk Anaokulu” bize sadece kapılarını değil ayni zamanda gerçek anlamda kalbini açtı. Okulun sahibi Sadriye hanim, ki kendisiyle 2018’e kadar Ronen vesilesi ile de beraber olduk, bize gerek diyabet gerek çölyak konusunda her türlü imkânı sağladı. Öğle yemeğinde Nitsa’ya kendi unu ile tek porsiyon domates çorbası pişiren Havva hanim, anne gibi kızımı sahiplenip insülin yapmayı öğrenen tüm öğretmenler, Sara, Gülten, Esma, canımın içi Ulviye Hanım…hiç birinizin hakkını ödeyemem…sağ olun var olun..( bu iyi kadınlar topluluğu yıllar sonra Ronen’in de öğretmeni oldular 🙂 )

Başta Derya ile beraber yarım gün, sonra Derya olmadan yarım gün, en sonunda da tam gün Nitsa’nin okul macerası başladı.

Öğretmenle beraber arkadaşları da kan şekeri bakmayı öğrendiler.

Sanırım 4-5 yaslarındaydı, bir arkadaşının annesi anlatmıştı, çocuğun dedesi evde bayılmış tip2 diyabet sanırım. Kan şekerinin bakılması gerekiyor, ama kimse bilmiyor. Küçük kız annesine, dedesinin kan şekerini ölçmeyi tarif etmiş. Herkes çok şaşırmış, kız demiş ki Nitsa’dan biliyoruz biz😊 kim bilir belki bir hayat kurtarmaya vesile olmuşuzdur..

Anılar anılar…

19102009055

Okuldaki ilk günüm, Ekim 2009

Reklamlar